-
Sabah koşusu için Hackney Downs’a bayıldık! Eve yürüyerek 10dk. Her sabah burada koşarsak Pimm’s’leri, The Breakfast Club kahvaltılarını, Busaba noodle’larını, Humming Bird cupcake’lerini, fish&chips’leri yakarız;)
May052013 -
The Away Days turnesi için geldiğimiz Londra’da 2 haftamız var. Benim 3. gelişim, çocukların ilk seferi. İlk iki günde bile iyi gezdik Londra’yı:
Cuma akşamüstü gelir gelmez kendimi yine Shoreditch Cargo’da buldum. Hazal ve Heja ile Mojito üstü sohbet ettik. Çocukların stüdyosundan sonra Berk’le yemek için Busaba’nın Shoreditch şubesine koştuk. Yine her şey lezizdi. Yemek sonrası ilk gün ve yolculuk yorgunluğuyla Hackney’deki evimize gelip uyuduk.
Cumartesi sabahtan Tesco’dan ev için alışveriş ve UK hattı alma işini hallettik. Tesco’da özellikle Tesco marka ürünler çok ucuz (ama son kullanma tarihlerine dikkat etmek lazım). Hat içinse 3 adlı operatörü tercih ediyorum. £15’a sınırsız internet 300dk UK içi arama ve 300 UK içi mesaj veriyor. He bir de Oyster’lara haftalık yükleme yaptık. Sadece otobüs £20, otobüs+metro £30. Henüz metroya binmedik, belki haftaya sadece otobüs alırız.
Kahvaltımızı Hackney Dreyfus’ta Pain au Chocolat ve Cappucinoyla yaptiktan sonra Soho’ya gidip gezdik. Hava güneşli ama serin. Soho Square Garden çimlerinde oturuyor herkes. Sarı laleler ve güvercinler var bi de. Soho sokakları kalabalık. Hummingbird Bakery’den aldığımız Red Velvet’ımızı Wahaca’da yediğimiz meksika yemeklerinin sonrasına sakladık. Gezine gezine Oxford Street’e geldik. Buradaki dev Urban Outfitters, Topshop ve Nike mağazalarını gezdikten sonra otobüse atlayıp Camden’a gittik.
Herkesin şu çok sevdiği Camden’a geçen sene gittiğimde öyle pek bir özelliğini görememiştim. Bir şans daha vermek istedim: hava kararınca farklı bir atmosfere bürünmüş. Kanal etrafındaki o gitar çalıp bira içelim modu yok ama. Yemek marketleri de kapanmış. Herkes publarda. Amy’nin mahallesindeyiz. The Hawley Arms çok kalabalık. Tuvaletinde Amy’ye yazılmış notlar var. Birer jaeger shot birer de Pimm’s’den sonra £5’a karışık çin yemeği tabağını kanala bakan motorsiklet selelerine oturup yedik. Bol karbonhidratlı ve yağlı: tam bir sarhoş yemeği. Dublin Castle’a gitmek üzere Oğuzcan ve Sezer’le buluşunca onlar da “ee bu muymuş Camden” dediler. İkinci karşılaşmamızda da olmadı Camden. Belki benim için henüz erkendir.
Otobüse atlayıp kendimi en rahat hissettiğim Shoreditch’e gittik. Cargo önünde hala upuzun kuyruk var, Dragon Bar hala plak çalıyor ama bu gece tarz hip-hop. Sokaklar dolu. Yeni açılan Cocktail bar çok hip, önündeki kuyruk Cargo’yu aratmıyor. Shoreditch sokakları yine güzel ve hareketli. Cumartesi gecesi için oldukça iyi. Birer içki de burada yuvarladıktan sonra 24 saat çalışan 242’ye atlayıp home sweet home moduna geçtik.
May052013 -
Londra’ya da bahar gelmiş
May052013 -
May022013
-
Apr212012
| 1/11 | ||
bu blog cizenbayan 'ın seyahat blogudur. |
||
1
Permalink

